Merhaba sevgili okuyucular,
Almanya’ya göç sürecimin dördüncü bölümüyle karşınızdayım. Bu yazıda Almanca öğrenme süreci, A1- B1 arası seviyeler, kaynaklar ve tavsiyelerden bahsedeceğim.
Umarım bu zorlu yolculuğu paylaşmak ve birlikte sürdürmek herkes için süreci kolaylaştırır.
Maalesef Almanca Türkçe’ye göre çok farklı bir dil. İçinde çok fazla kural ve birçok istisna barındırıyor. Ayrıca Türkiye’de günlük hayatta Almanca ile pek karşılaşmamamız gibi sebeplerle öğrenmesi bizler için biraz zorlayıcı oluyor.
Buna rağmen, Almanca Avrupa’nın en çok konuşulan dili olma özelliğine sahiptir.

Almanca cinsiyetlere sahip bir dil. Yani masadan taşa kadar her ismin bir cinsiyeti var.
Bunları “Der, Die, Das” artikelleriyle belirtiyorsunuz. İsmin hallerini bu artikeller sayesinde kullanıyorsunuz.
Bunlar ismin önünde bulunduğu için de dil, önden eklemeli grubuna dahil oluyor.
Her ne kadar kendi kendine öğrenler olsa da, bence Almanca, gerçekten bizim dilimizden çok farklı ve birden fazla birbirine benzeyen kelimeye sahip olduğu için kursa gitmek oldukça faydalı.
Kursta interaktif olmak, bir öğretmen tarafından yönlendirilmek ve hataların düzeltilmesi bana büyük avantaj sağladı. Daha önce online videolarla öğrenmeyi denemiştim ancak yeterli bulmamıştım. Eğer kursa gitmeyecekseniz de özel ders almak etkili bir alternatif olabilir.
Ayrıca Almanca çalışmadan önce Türkçe dil bilgisine hakim değilseniz, ona da göz atmanız iyi olabilir, çünkü Alman dil bilgisi de en az bizimki kadar zengin ve karmaşık.
Almanca öğrenmeye ilk başladığımda yazılı çalışmalarla ilerledim. Videolar üzerinden yönlendirilmek faydalıydı, ancak konuşmak için herhangi bir fırsatım olmuyordu. Ama kursa başladığımda hocamız ilk günden itibaren Almanca konuşmaya başladı ve biz de zamanla buna alıştık.
Bu noktada kursa gitmeden önce çalışmış olmak çok kârlıydı. Ayrıca kursta daha ilk gün çok iyi bir arkadaş bulmuştum. Bu şekilde hem onunla hem de sınıfta çok fazla pratik yapma fırsatı elde ettim. Kendinize bir konuşma partneri edinmek sizi tahmin ettiğinizden çok daha ileri götürebilir.
A1 Seviyesi: Ana Kucağı
A1 seviyesini her zaman “ana kucağı” olarak değerlendiririm. Öğrendiğiniz temel bilgilerle bir şeyler başarabilmek keyif veriyor ve motivasyon sağlıyor. A1 seviyesinde cümle yapısını, Akkusativ-Dativ ve geçmiş zaman gibi temel gramer kurallarını öğrenmek yeterli denebilir.
Bu süreçte bolca pratik yapmak, dinlemek ve yazmak da çok önemli. Özellikle A1.2’nin son konusu olan “Geçmiş Zaman” konusunda, bol bol günlük yazarak kelimeleri ve yapılarını pekiştirebilirsiniz. Ben bütün yaz günlük yazarak bütün bu fiillere hakim olmuştum.
A2 Seviyesi: Yan Cümleler Dünyası
A2 seviyesinde ise, bildiğiniz ve alıştığınız her şeyi değiştiren bir cümle yapısıyla karşılaşıyorsunuz. Bu seviye için “yan cümle bağlaçları” seviyesi diyorlar. Çünkü “çünkü”, “bu yüzden”, “eğer” gibi bağlaçlar yeni bir gramer yapısı getiriyor. Anlamak kolay olsa da, alışmanın zor olduğunu düşünüyorum.
Ayrıca bu seviyede dinleme becerilerini geliştirmek çok önemli. Eğer A2 seviyesinde hala dinleme zorlukları yaşıyorsanız, bu büyük bir uyarıdır.
Az anlamanız ya da sıkıcı bulmanız muhtemel olsa da müzik ve podcast dinlemeyi alışkanlık haline getirmek bu aşamada çok faydalı olacaktır.


B1 Seviyesi: Zorlu Viraj
B1 seviyesi, bana göre Almanca’yı bırakma noktasına getirecek kadar zorlayıcıydı. Ancak burada öğrendikleriniz gerçekten çok önemli çünkü aslında neredeyse bütün ifade gücünü burada kazanıyorsunuz.
Türkçe’de kendimi zengin bir şekilde ifade etmeyi sevdiğimden, B1 seviyesine kadar Almanca kendimi tam anlamıyla ifade edememek beni rahatsız ediyordu. B1’de öğrendiğiniz yeni kelimeler, gramer kuralları ve birçok yeni präposition ve geçişli fiiller aslında bütün ifade gücünü sağlıyor.
B1 seviyesini sıfırdan öğrenmem yaklaşık 8 ay sürdü. Öğrendiklerimi aktif olarak kullanmak ve sınavı geçmek ise bir yılımı aldı.
Daha önceki yazıda bahsettiğim gibi, B1 seviyesine kadar yoğun kurs almıştım. Ancak size tavsiyem bu seviye için esnek kursu tercih etmeyi düşünmeniz. Ben B1.3’ü hem tarih sebebiyle hem de daha eksiklerime ve sınava yönelik olsun diye özel ders alarak bitirdim.
Tavsiyeler, İpuçları ve Kullandığım kaynaklar;
Dinleme ve Konuşma Pratiği:
- Podcast ve müzik dinlemek sizi tahmin ettiğinizden çok daha fazla geliştirecektir.
- A2 seviyesinden itibaren Goethe Institut Sprachcafé etkinliğine kayıt olabilirsiniz.
Yazma Pratiği:
- Özellikle A1 ve A2 seviyesinde günlük yazmak geçmiş zaman fiilleri için çok faydalı olacaktır. Bu gerçekten işinizi kolaylaştıracak ve yazma becerinizi geliştirecek.
- İnternette seviyenize göre örnek yazma temaları aratarak çalışabilirsiniz.
Kitap ve Online Kaynaklar:
- A1 seviyesi için Goethe’nin bir uygulaması bulunmakta.
- Grammatik Aktiv A1-B1 ve Intensive Tranier alıştırma kitapları.
- Seviyenize uygun hikaye kitapları.
- DW Deutsch Lernen her seviyeye uygun kaynakları var ancak VPN ile çalışıyor.
- Öğrenmekte zorlandığınız konular için Youtube’daki farklı eğitmenlerin anlatımlarına bakabilirsiniz. Birden fazla kaynak bazen daha etkili oluyor. Ben en çok Begi Begi izledim.
Online Alıştırma için:
Bunların dışında rutinlerinizi, yolda her gün gördüğünüz şeylerin Almancasını öğrenip bunları tekrarlayarak öğrenmenizi kolaylaştırabilirsiniz.


Özetle, Almanca öğrenirken sabırlı ve gerçekçi olmak en önemli adımlardan. Dil öğrenmek başlı başına zorlayıcı bir süreçken, Almanca gibi zorlukları üzerine videolar çekilen bir dili öğrenmek ekstra emek ve sabır gerektiriyor.
Bu yolda en büyük yardımcınız ise düzenli ve planlı çalışmak olacaktır. Belirlediğiniz hedeflere göre bir çalışma programı oluşturmak, öğrenme sürecinizi daha verimli hale getirebilir.
Eğer çalışma programı hazırlamakta zorlanıyorsanız, bu konudaki önerilerime buradan ulaşabilirsiniz.
Siz de Almanca ya da herhangi bir yabancı dil öğrenirken yaşadığınız deneyimleri paylaşmayı unutmayın! Karşılaştığınız zorlukları ve çözüm yollarınızı duymaktan memnuniyet duyarım.
Ayrıca, aklınıza takılan soruları da sormaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı sabırsızlıkla bekliyorum.
Sevgilerle,
