Merhaba sevgili okuyucular,
Gerçek Romantizm; özel günlerde mi yoksa aniden gelen jestlerde mi?
Bu soruya eskiden olsa kesinlikle aniden gelen jestler cevabını verirdim. Ta ki bu adamı bulana kadar. Yazıya bu cümleyle başladım ama aslında şikayetim sandığınız kadar büyük değil. Belki de tam olarak şikayet bile değil, sadece anlamlandıramadığım bir his.
İçten Gelen Romantizm
Sevgilim, belirsiz gün ve saatlerde, yani aslında içinden geldiğinde romantik biri. Bazen dümdüz otururken, bazen yemek yaparken, bazen hiç beklemediğim bir anda ansızın minik güzelliklerle karşılaşıyorum.
Ya da bazı rutinlerimiz var. Mesela duş sonrası saç kremimi ben sürdüğümde aynı etki olmazken, o sürdüğünde çok daha güzel oluyor. Bu yüzden her gün duş sonrası saçlarımı kremliyor. Genelde benden önce uyandığı için, ben uyandığımda kahvemi hazırlamış oluyor.



Beklentiler ve Gerçekler
Kesinlikle hepsi birbirinden müthiş, mutluluk verici şeyler. Ama yine de, her ne kadar kendi ağzıyla söylememiş olsa da, bence özel gün düşmanı olabilir. Aslında onun için özel günler gerçeği yansıtan şeyler değiller. Ona göre romantizm, içten gelen anlarda olmalı.


Normalde bu kadar tatlı olan bir adamın özel günlere hiç özenmemesi, yine de bana çok garip geliyor. Böyle günlerde, gerçekten üzülüyor muyum diye düşünüyorum. Belki “üzülmek” fazla olur ama insan ister istemez beklentiye giriyor, sanırım.
Onu suçlayamıyorum çünkü sebepsiz yere bile romantik olabiliyor. Eğer özel günlere özen göstermediği için ona laf edersem, aslında kalan günlerde yaptığı her şeye haksızlık etmiş olmaz mıydım? Kapitalizme karşı da değil ama yine de herhangi bir özel günde, yalancı bir özenme dışında hiçbir şey yapmıyoruz.
İçten içe bu duruma üzülüyor ancak ağzımı açamıyorum. Çünkü, her şeyi düşünüp küçük mutluluklar yaratan biriyle bu konuyu konuşmak bana nankörlük gibi geliyor.
İtiraf Ediyorum: Beklentim Var
“Seninki de şımarıklık” derseniz, eleştirilerinizi kesinlikle kabul edeceğim. Çünkü sürece dahil olmadan böyle olacağını bilmezdim, dedim ya, ben de ikinci seçeneği seçerdim.
Fikrim değişti mi diye sorarsanız eğer; her ne kadar şikayetlerim olsa da, yine ikinciyi seçerdim. Belki de insan bir noktadan sonra gerçekten fazlasını istiyor, olabilir mi?
Her ne kadar özel günlerde de özen beklesem de, düşünüyorum da… Sanırım en güzeli, içten gelince oluyor.
İstemeye istemeye her özel günü çok şatafatlı kutlasaydık ve kalan günlerde kendisi romantik biri olmasaydı, muhtemelen birkaç gün değil, özel olmayan her gün üzülürdüm. Bu yüzden hala ikinci seçeneği seçiyorum.


Ne zaman algımız buna kaydı bilmiyorum ama gerçek romantizm zaten bu değil mi? İnsanın içinden geldiği bir anda, karşısındakine gösterdiği duygu yoğunluğu?
Belki de romantizm, bir güne sığdırılamayacak kadar değerlidir. Asıl mesele, sıradan bir anda o değeri yaşatabilmek olabilir mi?
Peki ya siz?
Sizce romantizmin en saf hali nedir?
Sevgiliniz romantik biri mi? Yoksa sizin için özel günler mi daha önemli?
Yorumlarda buluşalım, yazılarımdan haberdar olmak için abone olmayı unutmayın!
Sevgilerle,
