Merhaba sevgili okuyucular,
Almanya göç serüvenimin otuzuncu ve son olmasını planladığım bu bölüme hoş geldiniz!
Bu serinin otuz bölüm ilerleyeceğini düşünmesem de sonunda hayal ettiğim noktadayız. Artık yazılarımı Almanya’dan yeni bir kategoriden paylaşıyor olacağım.
Yeni maceralarımdan haberdar olmak için abone olmayı unutmayın. Çünkü burada sonunda gerçekleşen şeylerden konuşacağız, sadece isteklerden değil.
Garip bir şekilde, gelmeden önce duygusal ve ağlayan bir durumdayken son üç gün kala hiçbir şey hissetmemeye başladım. Öyle ki, “gidecekmiş gibi hissetmiyorum” diyip duruyordum.
Havaalanında ailemle, sevgilimle ve en yakın arkadaşımla vedalaşırken de ağlamadım. Pasaport sırasına girerken son vedada sesim titrese de dümdüz ilerledim. Bu benim için çok garipti çünkü hep havaalanında ve uçakta üç saat ağlayacağımı düşünüyordum.
Uçaktayken hâlâ bir şey hissetmiyordum. Ama inişe 15 dakika kala ağlamaya başladım. Neye ağladığımı bilmiyordum, sonraki birkaç gün olduğu gibi. İlk üç gün her sabah uyandığımda ağladım. Ama kurs başladıktan sonra kendimi çok daha iyi hissetmeye başladım.
Almanya’daki ilk haftamda zorlansam da ikinci haftamda birçok şeyi aşmış ve biraz olsun alışmıştım.
Göç Serüvenimin Son Aşamaları
Bu kategoride size Almanya’ya göçene kadar geçirdiğim süreçleri en başından itibaren anlattım. Hem duygusal hem de bürokratik olarak. Bu yüzden serinin son yazısında da; Almanya’ya geldiğimde hissettiklerimi ve yapmam gereken bürokratik işlemleri anlatmak istedim.
Öncelikle gelmeden önce bulunduğunuz şehirdeki “Bürgeramt” yani nüfus müdürlüğünden randevu almayı unutmayın. Her şeyi araştıran ben bunu atladım ki büyük hata. Randevum bir ay sonrasına verildi. Henüz bildirim yapamadığım için ne vergi numaram var, ne adresim belli, ne de banka hesabı açabiliyorum.
Yani anlayacağınız, ilk adım “ben geldim” demek.
Ardından banka hesabı açmak için de bankadan bir randevu almalısınız, önce Bürgeramt’a gidip ardından bankayı halletmelisiniz. Çünkü vergi numarası olmadan bir şey yapılmıyor.
Banka ve nüfus müdürlüğüne gidemediğim için ilk üç günde sadece Deutschlandticket ve telefon hattı çıkarabildim. Hatta ertesi gün yeni telefon alacağım diye düşünürken hiçbir yerde bulamayıp online sipariş ettim.
Yani hayal ettiğim şeylerle karşılaştıklarım pek aynı olmadı, planladıklarımda olduğum gibi. Bazen her şeyi akışına bırakmak en doğrusu sanırım…
Son olarak “Almanya göç serüvenim” kategorisi, hem en çok yazı paylaştığım hem de yazarken en çok geliştiğim kategori oldu. Ayrıca blogu açarken düşündüğüm tek niş konuydu. Bu kategori benim için her zaman önemli kalacak.

Umarım bundan sonraki kategorilerimi de bu şekilde sonuca ulaşmış kapatırım ama daha kısa bölümlerle.
Hazal ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine.
Şimdi sıra Almanya’da, umarım bana kendini sevdirebilir ve tüm bunlara değersin…
Beni buraya kadar okuduğunuz için çok çok teşekkür ederim. 🫶🏼
Daha keyifli yeni yazılarda buluşmak üzere.
💌 Yeni yazılarımdan haberdar olmak için sayfanın en altından abone olmayı unutmayın. 👇🏼
Sevgilerle,

“Almanya yolu sarp ve engebelidir” Bir semtten başka bir semte taşınmanın bile zorlukları vardır. Kaldı ki sen bir ülkeden başka bir ülkeye göç ettin mutlaka zorlukları olacaktır. Bu zorlukları aştıkça (başardıkça) daha da mutlu olacaksın.
Sen mutlu oldukça Alman devleri ve Alman halkı da mutlu olacak😅 her geçen gün daha güzel olacaktır, buna inanman kendi moral motivasyonunu da arttıracaktır.
Birçok engeli aşmış Alman Devletinin tüm engellemelerine rağmen o ülkeye girmeyi başarmışsın. Bundan sonraki engeller vız gelir sana vız.💋✌️✌️👏👏